Salı, Haziran 05, 2012

KELEBEKLER NASIL UÇTU



Dünya daha çok gençken, havada kanat çırpan, ilkbahar ve yaz günlerini renkleriyle şenlendiren kelebekler yoktu. Toprağın yüzünde kelebeklerin atası olarak görülen bazı sürüngen böcekler vardı, ama bunlar henüz uçamıyorlardı. Bu böceklerin renkleri çok güzel ve parlaktı, ama yanlarından geçip giden insanlar onların güzelliklerini göremiyorlardı.

O günlerde "İlkbahar Çiçeği"adında bir genç kız yaşıyordu ve kendisini tanıyan herkese neşe ve mutluluk saçıyordu. Dudaklarında hep sıcak bir gülümseme ve tatlı bir söz, ellerinde ateşli hastaları bile iyileştiren serin bir ilkbahar rüzgarı taşıyordu. Elini ateşli bir hastanın alnına koyar koymaz, o kişinin ateşi hemen düşüyordu. Kadın olduğu zaman bu özellikleri daha da güçlendi ve gördüğü bir düş üzerine her türlü hastalığı iyileştirmeye başladı. Düşünde hiç bilinmeyen, uçan güzel yaratıklar ona gelmişler ve taşıdıkları ebemkuşağı renklerini ona armağan etmişlerdi. Ebemkuşağının her renginin ayrı bir iyileştirici rengi vardı ve uçan yaratıklar hepsini ona açıkladılar. Ona dediler ki, "Yaşadığın sürece bu güçlerle herkesi iyileştireceksin ve öldüğün zaman bu güçleri tekrar havaya salacaksın, böylece bütün insanlar ondan yararlanabilecek." Bu yaratıklar düşünde ona bir de isim takarak "Ebemkuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın" dediler. "Ebemkuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın" yıllar boyunca işini sürdürdü. İnsanları iyileştirdi ve herkese giderek çoğalan bir dostluk ve neşe içinde hizmet etti. Bir gün bir adamla karşılaştı. Bir düşçüydü bu adam ve onu da koa olarak aldı. İki çocukları oldu, onları birlikte büyütüp güçlü, sağlıklı, mutlu insanar haline getirdiler. Bu çocuklar da ana babalarının güçlerini daha da arttırdı ve dört bir yandan hastalanan herkes onun kapısına koştu. O da elinden geldiğince herkese yardım etti.

Zamanla iyileştirici güçlerin bedeninden akıp geçmesi onu iyice yormaya başladı ve düşünün geriye kalan bölümünün gerçekleşmesi zamanının yaklaştığını anladı. Yaşamı boyunca ne zaman toprağa otursa, topraktaki canlı, parlak renkli böceklerin hemen kendisine sokulduğunu gördü. Bu böcekler ellerine yaklaşıyor ve yüzlerini ellerine sürüyorlardı. Bazen de birisi kolundan tırmanıyor, kulağına yaklaşıp orada duruyordu.

Bir gün yine dinlenirken böceklerden biri gelip kulağına kadar tırmandı. Kadın böceklerin hepsinin zaman zaman kendisine yardımcı olduğunu bildiği için, onu hoş karşıladı ve "Sizlere nasıl yardım edebilirim?" diye kulağına tırmanan böceğe sordu. "Kardeşim" dedi böcek "Benim halkım her zaman senin yanında oldu ve sırtlarında taşıdıkları parlak renklerle, senin gökkuşağının iyileştirici güçlerini hastalara aktarmana yardım ettiler. Şimdi sen ruhlar alemine geçmeye hazırlandığın için, renklerimizin bundan sonra insanlara nasıl yararlı olabileceğini bilemiyoruz. Eğer uçabilseydik, insanlar bizi kolayca görebilirler ve renklerimiz onlara neşe ve ferahlık verirdi. O zaman iyileşmeye gereksinim duyan kişilerin çevrelerinde uçuşur ve onlara güç verirdik. Uçmamız için bize yardımcı olabilir misin?"

"Ebemkuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın" bu onuda elinden geleni yapacağına söz verdi. Olan biteni kocasına anlattı ve düşünde bu konuda herhangi bir şey görürse kendisine bildirmesini rica etti. Ertesi gün, adam geceliğin gördüğü düşün heyecanıyla uyandı ve hemen karısına anlatmak için karısına dokundu, ama "Ebem Kuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın" kıpırdamadı. Adam karısının yüzüne baktı ve onun ruhlar alemine gittiğini anladı. Karısının ruh için dua ederken ve onu gömmek için hazırlanırken gece gördüğü düş aklına geldi, biraz avundu. "Ebemkuşağını Gökyüzüne Dokuyan Kadın"ı gömüleceği ormana götürdükleri zaman, kocası, düşünde gördüğü böceği bekliyordu. Karısının mezarı yanında onu buldu. Yavaşça onu yerden kaldırdı ve eline aldı. Karısını mezara koydukları ve üstünü toprakla örtmeye başladıkları zaman böceğin konuştuğunu gördü: "Beni de karının omzunun üstüne koy. Toprak bizi örttüğü zaman benim de bedenim ölecek. Ama ruhum karının ruhu ile kaynaşacak ve topraktan çıkıp birlikte uçup gideceğiz. Ondan sonra halkımın yanına dönecek ve onlara uçmayı öğreteceğiz. Böylece karının başlattığı uğraş sürecek. O da beni bekliyor. Hadi beni onun yanına mezara koy."

Adam böceğin dediğini yaptı ve gömme töreni devam etti. Törene katılanlar gittikten sonra, adam bir süre daha mezarın başında kaldı. Mezara baktı ve karısının o güne kadar sunduğu onca sevgiyi düşündü. Birden bire mezardan bir şey uçtu, kanatlarında ebemkuşağının bütün renklerini taşıyan çok güzel birşeydi bu. Uçup geldi ve adamın omzuna kondu. "Üzülme kocacığım" dedi. "Benim düşümün süresi doldu ve şimdi bilgimi sunup yardım edeceğim varlıklar, insanlara hep iyilik, mutluluk ve güzellik saçacaklar ve senin ruhlar alemine göçme vaktin gelince seni orada bekleyeceğim, yeniden beraber olacağız." Birkaç yıl sonra adam da başka bir dünyaya girmek için bu dünyadan ayrıldığında çocuklar mezarının başında yalnız kaldılar. O sırada kelebek denilen güzel yeni yaratıklardan birinin mezarın üstünde uçtuğunu gördüler. Birkaç dakika sonra babalarının mezarından da tıpkı onun gibi güzel bir kelebek çıktı ve kendisini bekleyenle buluştu. İkisi birlikte kuzeye, yenilikler ülkesine doğru uçup gittiler... İşte o zamandan beri, insanların çevresinde, güzellikleriyle havayı ve yaşamı süsüleyen kelebekler uçuşur durur.
Alıntıdır



Öykümü? efsane mi?
Fikrim yok, ama çok güzel...

17 yorum:

zeynep dedi ki...

Öykü yada efsane , çok çok güzel .
Bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim , mutlu akşamlar.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Çok güzel di mi Zeynepcim,
teşekkür ederim, iyi geceler...

Sevginin Ruhu dedi ki...

Çok güzel bir öykü olmuş. Siz yazdınız değilmi. Ellerinize düşüncenize, gönlünüze, sağlık.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sevgicim,
ben yazmadım, alıntı. İnternette gezinirken mnüme aniden açıldı, bende şaşırdım ama çok güzel buldum:)
Sevgiler...

Follow_me dedi ki...

çok güzelmiş. Bende bloğuma beklerim.

Görüşmek Üzere

www.bakbuharika.blogspot.com

MEHMET OSMAN dedi ki...

Bu olağanüstü öyküyü bizimle paylaştığınız için teşekkür eder, efsaneden çıkarılacak -kendi payıma düşen- derslerle sayfanızdan ayrılıyorum. (izninizle kopyesini arşivime alıyorum)

Sevgi ve saygılarımla...

Başak dedi ki...

Çok güzel bir öyküymüş. sevgiler..

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sevgili Follov,
hoş geldin,görüşürüz:))

Ben teşekkür ederim Sevgili Mehmet,
ne demek tabi alabilirsin. Zaten benimde kaynak gösterecek hiç bir adres yok elimde.

Sevgili Başak,
Hoş geldin, teşekkür ederim.

Sevgiler

Sis dedi ki...

Çok güzel bir mit. Ve ilk defa duydum, araştırdım, şimdi hangi ırka ait olduğunu bulmaya çalışıyorum. Sevgiler canım.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sis,
:))
canımsın

bir kase lezzet dedi ki...

canım ben geldim nasılsın..
hoş hikaye canım.
ellerine sağlık
:)

KAMİKAZE dedi ki...

Çok güzeldi Nur ablacımm.Ne güzel bir anlatıymış.Kelebeklerin ömrü kısa olur diye üzülür herkes ama dolu dolu yaşıyorlar.

servis dedi ki...

Paylaşımlarınızı sık sık takip etmekteyim . İstanbul ucak biletleri olarak paylaşımlarınızın devamını bekleriz .

servis dedi ki...

Paylaşımlarınızı sık sık takip etmekteyim . İstanbul ucak biletleri olarak paylaşımlarınızın devamını bekleriz .

Cihan dedi ki...

benim bahceme ucabilirmi o guzel kelebekler?

KAMİKAZE dedi ki...

Nur ablacımm sağlıklı,huzurlu,mutlu nice mutlu bayramlar geçirmenizi diliyorumm.her şey gönlünüzce olsun.

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

çok sevdim nasıl atlamışım bunu ben Nurum? Sevgiler kocaman ...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...