Perşembe, Mart 06, 2008

DUVAR OLABİLİR MİYİZ?

Elindeki kitaba çok dalmış gözükmesine karşın, gözleri satır boşluklarında geziniyordu. Her okuduğu üç satırı anlamak için tekrar başa dönüyor, okuduğu yeri bir daha okuyor, her satırı anlamak istercesine kendi kendine tekrar ediyordu. Bahçeye açılan kapı eşiğine oturmuş, eşiğin alçak oluşundan uyuşan bacaklarını hareket ettirmek için ritimle ayaklarını yere vurur gibi yapıyordu.

Eylül ayının hafif rüzgarı, oturduğu yerden vücuduna ürperti vererek bir gidip bir geri geliyor, üşütüyordu ufacık narin bedenini. "Üstüme bir hırka almalıyım," diye geçirdi içinden. Evet almalıydı, hiç içeri girmek istemese de, "olsun," dedi kendi kendine, "uyuşan ayaklarımı da açarım biraz," diye düşündü.

Yeri kaybolmasın diye bir parmağını kitabın arasına sıkıştırmış, bir eline de hırka almış kapı eşiğine dönerken üst katta yatan annesinin çığlıklarını, bağırtılarını duydu. Adımlarını hızlandırarak koşarcasına bahçeye açılan kapı eşiğine döndü, kitabını eline aldı ve eşiğin dip köşesine kendini sıkıştırırcasına oturdu.
Tekrar kitabını okuma çabasına dalmışken duyduğu bir ayak sesi ile başını kaldırdı, yanına gelen annesinin uzak akrabalarından olan teyzesiydi. Genelde sert bakışlı olan bu teyze bu sefer daha bir sert bakıyordu kendisine.

"Annen içeride son günlerini yaşarken sen burda oturmuş kitap mı okuyorsun?" diye azarlar bir ses tonu ile çıkıştı.

Sararmış bir yüzle bakışlarını dikti teyzesinin yüzüne. Ne istiyorlardı ki? Daha bir hafta evvel annesinin öleceğini, istemiyerek kulak misafiri olduğu konuşmalardan duymuş, ağlamış, çırpınmış, gözyaşları geceler boyu sürüp gitmemiş miydi? Ne demişlerdi o zaman, "Sakın ağlama, annen duymasın daha çok hasta olur, üzülür. Onu bu durumda üzmek istemessin sen, kuvvetli olmalısın, kardeşlerinin sana ihtiyacı var." Şimdi ise bu kızma nedendi?

Teyze ses tonunu biraz daha alçaltarak,
"Sanki karşımda duvar var, duvarla konuşsam daha iyi," diyerek söylene söylene içeri geri döndü.

Daha on dört yaşındaydı, ne büyük ne küçüktü. Çok fazla yük bindirmişlerdi üzerine, büyük sanıyorlardı onu. Ama teyze iyi bir söz söylemişti. Duvar gibi olmak... "Niye olmasın, belki çok daha kolay olur her şey," dedi içinden bir ses. Olunabilir miydi?

Duvar gibi güçlü olmak... Olunurdu tabii, sırtını yaslayanlara güç verir duvarlar yerinden hiç kıpırdamadan.
Duvar gibi koruyucu... Sıcaktan, soğuktan, kaçışlardan, kötülüklerden korur duvarlar. Ona ihtiyacı olanları daima korur, hiçbir karşılık beklemeden.
Duvar gibi sırdaş, duyup da duymamak, görüp de görmemek gibi. İçinde kalır her bir şey, saklar gördüklerini, söylemez duyduklarını, isyanları yoktur kabullenirler herşeyi.
Duvar kadar soğuk, tüm duyduklarına tüm gördüklerine karşın asaletini korur duvarlar, dimdik ayaktadırlar. Soğukluğu sadece yüzeydedir, içine girilince harçları, tuğlaları, kireçleri sıcaklık verir, hissetmek istiyenler için.
Ve duvar kadar rengarenk, isteyen nasıl görmek isterse o renk.

Yumuşacık dokunuşlarla yenilenir duvarlar, tüm yazılmış, çizilmiş, hırpalanmışlarını içinde bırakarak.

Yerinden usulca kalktı küçük gençkız, elindeki kitabı nerede kaldığına bakmadan özenle kapatarak içeri doğru yürüdü, yerine bıraktı. Sonra annesinin yattığı odaya girdi ve annesi son nefesini verene kadar yanından ayrılmadı. Annesinin tüm çığlıklarını, bağırışlarını içine atarak beşinci duvar olmuştu bu dört duvarlı odada.

Yaşamın kıyısında der ki, her duvarın ayrı bir yaşamı vardır, içinde yaşanılanlarla saklı kendisine ait.

17 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Geveze Kalem dedi ki...

Gerçek mi bu? Ağladım.:(

Anne yakında öykü yarışmalarına katılacağım dersen hiç şaşırmam.;-)

etki alanı dedi ki...

Ben biraz ağlıyayım,sonra dönerim..


Ben bu öykünün aynısını,bir arkadaşımda yaşadım..Daha ortaokula giderken yaşanmıştı..Çok sarsılmıştım..Ama "Tülin" beşinci duvardı..
Canım arkadaşım..nerelerdesin?

Harikasınız...
TüTü

Geveze Kalem dedi ki...

Anne ya, ben bir daha döndüm okudum biliyor musun?

ebru dedi ki...

çok çok güzel sevgili yaşamın kıyısında, bir duvar meğer nelermiş dedirtiyor insana. hikayenin hüznünü ise bir kenarda bırkmak istiyorum izninle, hiç anmadan.
sevgiler,
ebru

fikriminincegülü dedi ki...

Beşinci duvar olabilmek o yaşta bir çocuk için ne kadar zordur kim bilir..:(

Kaleminize, yüreğinize sağlık. Çok güzel bir anlatım ve sanki yaşadım o anları..

sessiz balik dedi ki...

ben de elbette öykünün hüznüne boyandım okuyunca
ama dikkatimi çeken bir şey daha oldu ; diyorsunuz ya
" Yumuşacık dokunuşlarla yenilenir duvarlar, tüm yazılmış, çizilmiş, hırpalanmışlarını içinde bırakarak"

o çok güzeldi benim için

ayrıca

Sizi okuyabilmek ve her satırın arasında incecik bir tülbentten süzülmüşcesine seçilip bırakılmış bu dersleri alabilmek benim için bir şans.

Ellerinizden öpüyorum
Sevgiler

Tabiat Ana dedi ki...

bir duvar olabilmek herhalde o yaşta bir çocuk için çok zordur.bir anda büyütüverir insanı.Çok hüzünlü:(

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

Olabilir miyiz bir duvar? Hele 15 yasinda. :-(

banadair_berrin dedi ki...

çok çok guzel bır anlatımdı, evet duvar olmayı bılmelı ınsan..şöyle taştan duvar hemde..

sevgıler..

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Hepinizin yorumlarına ve yazıya ayırdığınız zamana çok teşekkür ederim.
Bilgisayarımın arızası beni biraz buralardan uzaklaştırdığı için kimselere ulaşamadım. Şimdi herkezi ziyaret edip güzel yazıları okuyucağım.
Hepinize tekrar teşekkür ederim. Sevgiler

Admin dedi ki...

CANIM ARKADASIM MERHABA,
YINE O GUZEL AKICI TARZINLA YAZMISIN, BUYUK KEYIFLE OKUDUM, MAALESEF OYKU (YADA GERCEK BIR ANI BELKI) HUZUNLUYDU.
SAGLIKLI VE MUTLU BIR PAZAR GUNU DILERIM, SEVGILER.

Hüzünbaz dedi ki...

Gerçek gibi..belki de birileri için gerçek..çok güzeldi.sevgiler.

Aylin Yaprak dedi ki...

Çok muhteşem bir yazı,bence de herkes 5.duvar olmalı zaman zaman ama acaba kaç kişi bu güce sahip olabilir..

Hayatta Giderken dedi ki...

Çocukluğumu ve annemin hastalığını hatırladım, şükür bizmki ölümcül değildi, en güzel on bir yılımızı çalan bir hastalıktı ve şimdi çok şükür tedavisini alıp iyileşti... Çok güzel, duygusal bir yazı, kalemine sağlık arkadaşım..

Hayatta Giderken dedi ki...

Çocukluğumu ve annemin hastalığını hatırladım, şükür bizmki ölümcül değildi, en güzel on bir yılımızı çalan bir hastalıktı ve şimdi çok şükür tedavisini alıp iyileşti... Çok güzel, duygusal bir yazı, kalemine sağlık arkadaşım..

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili arkadaşım,
Güzel yorumun ve ziyaretin için teşekkür ederim.
Bu öykü küçük bir kızı bir anda büyüten gerçek bir anı
Sevgiler,

Sevgili Hüzünbaz,
çok teşekkür ederim,
Sevgiler

Sevgili Aylin,
Hoşgeldin, Haklısın böyle bir duvar olmak için çok güç veya mecbur olunmak gerek
Sevgiler,

Sevgili Hayatta giderken,
Annenin geçte olsa iyileşmesine sevindim, inşallah kayıp olan zamanı telafi edebilmişsinizdir.
Sevgiler,

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...