Cumartesi, Kasım 15, 2008

PAZAR NEŞESİ

İnternetin en sevdiğim tarafı ; gazeteleri dolaşmak, ilgilendiğim yazarların geçmiş, okuyamadığım yazıları ve günlük yazılarını okumak.
İç karartan, sıkıntıma sıkıntı katan bir sürü haber ve yorumdan sonra!

Çok güldüm ve paylaşmak istedim.
Teşekkürler Can ATAKLI

İnternet geyikleri:
İnternet çıktı çıkalı herkes alabildiğine özgür oldu. İsteyen istediğini yazıyor. Doğru ya da yanlış olmasının hiç önemi yok çünkü her durumda bunları ciddiye alan “müşteri” çıkıyor. Bu açıdan bakınca internetin “sakıncaları” üzerine alabildiğine yazabilirim. Ama bugün işin gülümseten tarafına değinmek istiyorum. Her hafta pazar günleri bu köşeye pek çok kişinin gülerek okuduğu yazılar koymaya çalışıyorum. Tabii bunların hepsi de benim “çok akıllı” beynimden çıkmıyor. İnternet denilen şu çağın aracı da çok yardımcı oluyor. Örneğin, mizah yeteneği çok gelişmiş okurlar var. Yıldırım Tuna, Giray Ertuğrul aklıma ilk gelen isimler.

Tabii bir de internette gezen espriler var. Bunların çoğunun yazarı bile belli değil. Bazıları toplama. Bazıları esprili birinin üretip arkadaşına gönderdiği mesajın gruplar aracılığı ile yayılması. Ama sonuçta çoğu pek keyifli pek güzel.Zaman zaman bunları Vatan okurlarıyla paylaşmamı eleştirenler de çıkıyor. Örneğin diyorlar ki: “Kardeşim bunların hepsi internetteki geyikler, herkes biliyor, sen niye sayfana koyuyorsun.” Buna cevabım şu oluyor: “Evet internetle çok haşır neşir olanlar bunları bilebilir. Ama bir de gazeteyi fiili olarak alan, internetteki bu geyikleri görmeyen ya da o sırada ilgi uymayan pek çok kişi var. Sonuçta bir pazar gününü keyifli geçirmek istiyorum herkes gibi.
Ayrıca öyle bazı fıkra ve epriler var ki, insan bilse bile yine de gülüyor.” Bunun dışında bir de internette gezinen, benim pek rağbet etmediğim kimi geyikler ya da efsaneler var. Örneğin, çayına ilaç karıştırıldıktan sonra kaçırılan, iki böbreği alınan insanlar. Ya da sinemada yan koltukta oturan birisinin AIDS mikrobu enjekte etmesi. Veya bir mesajın 7 kişiye gönderilmesi halinde çok para kazanılacağının ileri sürülmesi.İşte yine kimliği belirsiz bir okur internetteki bu geyik ve efsanelerden yola çıkarak bir mektup yazmış. Tabii bu esprilerin çoğunu internetteki geyikleri bilenler anlayacaktır ama bilmeyenlerin de anlamaması mümkün değil zaten.
Birlikte okuyalım:
İletmezsen Ölümü Gör Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim...
* Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığını öğrendiğim kolayı içemez oldum.
* AIDS virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
* Deodorantlar kanser yapıyor diye artık domuz gibi kokmaya başladım.
* Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.
* İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye kutu içeceklerin hiçbirini içmiyorum.
* Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar, organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.
* Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
* Mail listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
* Bir maili ’forward’etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da kaybettim.
* Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan gözlerimin biraz daha bozulduğunu fark ettim.
* Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen “lütfen okuyunuz”, “çok önemli”, “aman virüse dikkat”, “bilmem kim para dağıtıyor”, “en az beş kişiye yolla”, “inanmadım ama doğruymuş”, “kişiliğini test et”, “tıkla para yolla, tıkla yardım et”, “bilmem kim seni gözetliyor”, “bilmem kime mail at, haddini bildir”, “onu yeme bunu ye” şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev’i şahsına münhasır bu mailler sayesinde hep beraber “kafayı çizme” ye ne kadar yakın olduğumuzu da müşahade etmiş oldum.
ŞİMDİ: Eğer bu yazıyı 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen bilesin ki bir kuş sabah akşam kafana edecek ve hayatı sana dar edecektir.
Bir Dost...

*****Erkeklerin kadınlardan ricasıdır
* 8 hafta süren baş ağrısı olamaz, bir doktora gidin.
* Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacaktır.
* “Beni seviyor musun?” diye sormayın. Emin olun ki sevmesek yanınızda bir saniye bile durmayız.
* Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın işidir.
* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
* Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan “ekmek masada değil” diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın.
* Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın.
Eğer bir şey istiyorsanız sormanız yeterli. Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin.
* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten.
* 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruzdur. Sormayınız.
* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden önce güzel en azından bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır.
* Size “neyiniz var” diye sorduğumuzda, “hiçbir şeyim yok” derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin.

*****
Bakanlık mührü
İyi yetişmiş, saygın bir ailenin oğlu “helal süt emmiş” temiz bir kız aramaktadır. Günün birinde bir kızla tanışır ve evlenmeye karar verir. Yalnız bir şartla: Bekaret kontrolü yapılacaktır.Kız daha önceki ilişkileri nedeniyle bakire değildir ve ne yapacağını bilemez halde en yakın arkadaşına durumu açar. Arkadaşı “Korkacak ne var. Git bir kasaba herhangi bir etin zarından bir parça iste. Getir onu bizim tanıdık bir doktor var, kızlık zarını diktiririz” der. Kız arkadaşının dediğini aynen yapar.Bir süre sonra erkeğin ailesi ile birlikte bekaret kontrolü için doktora giderler. Doktor kızı muayeneye başlar ama bir süre sonra “Allah! Allah” diyerek geri çekilir. Tekrar bakar, tekrar şaşkın bir halde geri çekilir. Erkeğin annesi “Hayrola doktor bey, bir sorun mu var, yoksa kız bakire değil mi?” diye sorar.Doktor bir süre düşündükten sonra cevap verir: “Bakire olmasına bakire de benim anlamadığım sağlık bakanlığı mührünün burda ne işi var?”
*****
Daha varmı? derseniz burda

12 yorum:

şeker pasta dedi ki...

Nur Ablacım, Can Ataklı ne güzel derlemiş internet geyiklerini. Kalemine sağlık, gülümseyerek okudum...

cinar dedi ki...

Ben interneti kalabalık bir e-posta durumuyla kabullenenlerdenim sanirim :) Daha önce okumuştum hepsini, sondaki fikra haric. Ama yazıda da denildiği gibi bilsem de güldüm yine de :) İyi pazarlar! :)

birdutmasali dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
birdutmasali dedi ki...

:)))))))))))
:))))))))))))))))
:)))))))))))))))))))
en sonuncu bana ulaşmamıştı ..
gözlerimden yaş geldi NURcumm.
ÇÇÇOKK YAŞAAAAAA EMİİ.
İYİ PAZARLAR CANIMMMMM.....
:))))

sufi dedi ki...

Sevgili Nur
internet geyiklerinin sonuncusunu yani fıkrayı ben de duymamıştım.Bakanlık mühürlü kızlık zarı, böyle aileye böylesi gerek...
Çok güldüm gönlüne sağlık sevgilerimle.

mehtap dedi ki...

Çok hoş bir yazıydı gerçekten.sevgiler.Bu arada uzun zaman oldu özlettiniz kendinizi Nur Ablacığım...

Admin dedi ki...

COK YASA SEN CANIM NURUM,
Cok iyiydi bu yazi cok guldum, yataga gitmeden once iyi geldi:))))
Canim saglik, mutluluk ve nese dolu yeni bir hafta dilerim.
Sevgiler...

Belgin dedi ki...

Son fikrayi bizde bilmiyorduk, ortanca cadiyla beraber cok güldük. Sagolun
Sevgiler

EBRU ve RİMA dedi ki...

Çok iyi geldi çook :)Fıkrayıda bilmiyordum hoşuma gitti en kısa zamanda anlatılacak bir kaç kişiye:)

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Ya hakikaten nedir bu zincir postalardan çektiğimiz. Bir keresinde böyle bir mail almış ve göndermemiştim. Aynı gün oğlumun gözünde doktorların teşhis koyamadığı bir problem yaşamaya başladık. "Yok artık" desem de; yalan yok, gönderiverdim on kişiye.:))

Bakanlık mührü koptuğum yerdi.:))

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Sevgili Can Dostlar,
Yorumlarınızla beni yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederim.
Bu maillerin bana bir kısmı gelmiş bile olsa çoğunu bilmediğimden çok güldüm.
Sanırım Bakanlık mührü net'e air değil işte oda arada bir çeşni yapmış yazarımız.
Ara sıra gülmek çok iyi geliyor
Hepinize Sevgilerimle...

mehtap dedi ki...

yeni şablonunuz güzel olmuş.Hayırlı olsun.Bu arada nerelerdeyiz ablacığım.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...