Perşembe, Mart 08, 2012

KADIN HAYATTIR


EZİLMİŞLİĞİN İÇİNDE KADIN VARDIR, ACININ İÇİNDE KADIN VARDIR, ÜRETMENİN İÇİNDE KADIN VARDIR, YOKLUĞUN İÇİNDE KADIN VARDIR, SABRIN İÇİNDE KADIN VARDIR...
KADIN HAYATTIR


GÖKYÜZÜNÜN YARISI
Nicholas Kristof ve Sheryl WuDunn

Hayatını değiştiren kadınların hikayesi


15 yaşındaki Kamboçyalı Rath, arkadaşlarıyla birlikte bulaşıkçılık yapmak üzere Tayland’a gidiyor. Mafya, Rath ve arkadaşlarını oradan alıp, Malezya’ya götürüyor. Kendini birden genelevde bulan kızlar haftanın yedi günü, günde on beş saat zorla çalıştırılıyor. Kaçmalarını önlemek için çıplak dolaştırılıyorlar. En ufak bir direniş mi var? Saatler süren dayaklar geliyor. Bir gece kızların birkaçı sıkı gözetim altındaki genelevden kaçıp, bir karakola sığınıyor. Yasadışı yoldan ülkeye giriş yaptığı için bir yıl hapis yatan Rath, ülkesine iade edilmeyi beklerken, kendini bir polisle Tayland sınırına doğru yürürken buluyor. Rath, polisin kendisine eşlik ettiğini sanıyordu. Oysa o polis Rath’ı başka bir geneleve satacaktı. Pakistanlı bir doktor, tecavüze uğrayan hastalarına, polise gitmemelerini söylüyor: “Çünkü bir kız polise giderse, polis de ona tecavüz eder.” Polis çoğu zaman genelevde çalıştırılan kızlar için bir çıkar yol olmaktan uzak. Zira onlar da kızların müşterisi, üstelik bedel ödemeden! Sadece Çin’de her yıl 100 bin genç kız kaçırılıp geneleve satılıyor. Genç kızları fuhuşa zorlama yöntemleri ise aşağılama, tecavüz ve dayak. Örneğin, Taylandlı bir kıza, işe başlarken kendine olan güvenini kırmak için köpek pisliği yedirilmiş.


Değersiz olduğu için kız bebek istemeyen ailelerin kürtaja başvurmasını engellemek için Çin ve Hindistan’da doktorların bebeğin cinsiyetini söylemesi yasak. Ama işin ilginç kısmı burada başlıyor. Kürtaj olmak yasaklanınca kız bebek ölümlerinde artış gözleniyor. Çünkü kasıtlı olarak bakımsızlığa terk edilen bebek, hastalıktan ölüyor. Dünya genelinde yanlış kürtaj uygulamaları yüzünden her yıl ölen kadın sayısı 70 bin. Kamerun’da yaşayan Prudence, doğum sancısı başladığında, bir ebenin karnına oturup zıplamasından sadece birkaç gün sonra öldü. Pakistan’da Şahnaz adındaki bir kadın, kız çocuk doğurdu diye kayınpederinden dayak yediği için bebeğini zehirledi. Kız çocuklarının gördüğü bu muameleyi elbette kadınlar da görüyor. Afganistan’da yaşayan Sedanşah “Bir oğlan vazgeçilmez bir hazinedir, ama bir kadının yeri başkasıyla doldurulabilir” diyor. Kadınların bu kadar ihmal edilmesinin nedenlerinden biri de dini. Nicolas Kristof, Afgan bir gencin kendisine “Annem hiç doktora gitmedi, gitmeyecek de” dediğini anlatıyor: “Şu an burada kadın doktor yok, erkek doktora gitmesine ben izin veremem. İslam’a uygun olmaz”.



Oranlara gelirsek, Ganalı kadınların yüzde 21’i ilk cinsel deneyimlerini tecavüzle yaşamış. Güney Afrikalı kadınların da yüzde 21’i 15 yaşına gelmeden tecavüze uğramış. Tecavüz, bazen bir aileyi cezalandırmak için de kullanılıyor. Pakistan’da bir aşiret, bir aileyi cezalandırmak için, o ailenin bir ferdi olan Muhtar isimli genç kız hakkında toplu tecavüz kararı veriyor. Kadınlara tecavüz eden erkeklerse, ruhen tecavüz edenler de bazen kadınlar oluyor. Kadın işbirlikçi kurbanı kandırıp, tecavüz bölgesine getiriyor. ‘Eylem’ devam ederken de kadının kaçmaması için etrafı kolluyor.
Cinsel şiddetin en fazla yaşandığı ülke ise Doğu Kongo. Kongolu milisler kadınlara sopalar, bıçaklar veya süngülerle tecavüz ediyor ya da kadınların vajinalarının içine ateş ediyorlar. Kongo’da yaşayan 17 yaşındaki Dina, milisler tarafından kaçırıldığında tarladaki işini bitirmiş,
evine yürüyordu. Beş adam Dina’ya tecavüz ettikten sonra, bir tanesi genç kızın içine sopa soktu. Sopa, idrar borusuna ve rektuma girince, dokularda bir fistül (delik) açıldı. Sonuç olarak vajinasına, oradan da bacaklarına sürekli idrar ve dışkı sızmaya başladı. Fistül hastaları, toplum içinde istenmediklerinden, evden ayrı barakalarda yaşıyorlar. Yedikleri yiyecekler, bacaklarından dışkı olarak aktığı için de birçoğu yemeği kesip, açlıktan ölüyor.


Birçok ülkede insanların kaderi hâlâ çarşaftaki kan lekesine bağlı. Urfa’da aile büyükleri, 14 yaşındaki Emine’nin amcaoğluyla evlenmesine karar veriyor. Emine bu evliliği istemiyor ama o bölgede ret söz konusu değil! Sonra birdenbire Emine’nin köyden bir başkasından hamile olduğu dedikodusu yayılıyor, kızın ‘lekeli’ olduğuna karar veriliyor. Bu da ölüm fermanı demek! Emine’ye diyorlar ki, “Kendini ya elektrikle, ya yakarak ya da asarak öldüreceksin. Ya da silahla biz öldüreceğiz”. İntihar etmeyen Emine, başka biriyle evlendiriliyor. Ancak reddedilen amcaoğlu bir türlü peşini bırakmıyor. Emine, yeni eşinin evinde, amcaoğlu tarafından, eşarpla
boğularak öldürülüyor. O da diğerleri gibi polisten medet ummuş, bir mektup yazmıştı. Şöyle diyordu: “Benim hamile olduğumu söylüyorlar. Ben ne hamileyim, ne kürtaj yaptırdım. Benim yaşım ne başım ne?”

Türkiye’de resmi olmayan rakamlara göre 2011’in ilk yedi ayında 935 kadın öldürüldü. Cinsel şiddet verilerine gelince, 2009’da yapılan Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre kadınların yüzde 7’si on beş yaşından önce cinsel istismara maruz kalmış. Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Sezgin’in klinik çalışmalarına göre yüzde 57’si öz babalar, yüzde 4’ü öz ağabeyler, yüzde 13’ü yakın akrabalar, yüzde 26’sı ise ikinci dereceden akrabalar.




ADİLE TEYZE
Adile Teyze’nin hikâyesi insanın suratına, yüreğine çarpıyor, dağıtıyor; bir erkeğin içindeki faşizmi bir kadına nasıl kusabileceğinin ispatı, dinleyenlerin dahi midesini kaldırıyordu. Asıl şaşılacak olan, Adile Teyze’nin “Tam38 sene çektim ben onu” demesiydi. Bir insan 38 sene çekermi? Nasıl bir sabır? Ona göre, sabrından değildi çekmesi; kentleri, kültürleri, aileleri farklı onlarca kadın gibi “gidecek yeri olmamasındandı.” Üstelik o da diğerleri gibi “anlatamadıklarından” dolayı,müebbetlikti. Şalvarıyla, başörtüsüyle, ayağında lastik pabuçlarıyla 60’ını geçmiş bir kadın. “Çocuk yaşta evlendirdiler köy yerinde. Ama yüzüm hiç gülmedi. Ne dayağı, ne hakareti bıraktı ne de...”

"Şimdi açarlarmı benim davamı yeniden, şimdi söylemek istiyorum"
Çocukları boy boy, 4, 5, 6 derken, susmuş bugüne kadar. Tarlada çapa, köy yerinde iş derken, “Eve girmeye korkardım, sesimi de çıkaramazdım.” Yarım asır boyunca bir sıcak çorbalı sofraya oturamamasının kahrını masmavi gözleri anlatıyor Adile Teyze’nin... Birkaç kez “sapkınlıklarından” kaçmak için ikinci kattaki evinin balkonundan atlamış, tabanları patlasa da kurtulamamış. Her ne kadar “Mahkemeye çıksamşimdi anlatırım” dese de hâlâ boğazında düğümleniyor olanlar... “Ne bileyim kızım, çok içerdi. İçince de ne yaptığını bilmezdi. Oraya buraya tuvaletini yapardı. Öyle işte çok sapkınlıkları vardı...” dedi, tek pişmanlığı olan suskun tavrına yeniden sarıldı. Dile kolay, 38 sene susmak. Üstüne bu demir parmaklıklar ardında 8 yıl daha susmak. “O gün yine dövdü. Kapıya koştum, kilitliydi. Saçımdan tutup, sürükleyince, bıçakla vurdum, sonra balkondan atladım... Sonra mahkeme, ama söyleyemedim işte... Üç mahkemede müebbet... Kimseye diyemedim. Şimdi açarlarmı benim davamı yeniden, şimdi söylemek istiyorum.”



8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TÜM DÜNYA KADINLARINA
KUTLU OLSUN (!)

21 yorum:

Çınar dedi ki...

Günün kutlu olsun canım.
Uykum geldi yazını okumak için tekrar geleceğim:)

Öptüm

hayat izlerim dedi ki...

Şahane bir yazı Nur'um. Günümüz kutlu olsun ...

Nar-ı Can dedi ki...

bugün evdeyim;kahvemi alıp geliyorum;ayaküstü okunacak bir yazı değil çünkü.

Nar-ı Can dedi ki...

okudum ve hala kendime gelemedim;bilmediğim gerçekler mi?Hayır, aksine çok iyi biliyorum, ama...
Şiddeti ve kadına verilmeyen değeri, topluca, katliam gibi okuyunca kaldım öyle.
Az önce okuduğum ve çok hoşuma giden anlamlı bir söz der ki:

"İnsan ırkı iki kanatlı bir kuştur:Bir kanadı kadınlar, diğeri erkekler.Ve her iki kanat da eşit düzeyde gelişmedikçe, insan ırkı uçamayacaktır."
(Ünlü Mısırlı düşünür ve Diplomat B.Boutros Ghali.)

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

her bir paragraf yürek burkan, iç acıtan, kan donduran türden...ve sonunda ise sadece sözel olarak isyan ettiren :(

bir de kalkıp gün kutluyoruz...yas tutmamız gerekirken...

(lay lay lom olup, gerçekleri gözardı eden ve hiçbir şeyi umursamayanlar için söylüyorum...hatta bazen kendime bile)

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Çınarım,
bende öperim canım ve bu kitabı okumanı arzu ederim. Hep bildiklerimiz ama araştırmacı gazeteci bir çiften okumak çok etkileyici.

Özlemcim,
kitabı öneririm canım, teşekkürler.

Nar-ı Can,
hoşgeldin, ne iyi ettin:)
evet canım bildiğimiz gerçekler ama yinede okuyunca kanımızın donduğu cinsten, kitabın tamamı ise çok çok acı.Ünlü Mısır düşünürün sözü benimde çok hoşuma gitti, teşekkürler.

Aynurcum
işte ben bu gün kutlamasına karşıyım. Her şeyin suyunu çıkartan bizler bugünü de tüketime yönelttiler ya:( helal olsun bize.


Yine de günümüz kutlu olsun diyelim.

KAMİKAZE dedi ki...

Bende diyecek bir söz bulamıyorum.Paylaşımın için sağol Nur ablacım.Kadınlar gününün layıkıyla yaşanabilmesini diliyorum.Umarım o gün gelir.sevgilerimle.çok çok öpüyorum.

Noyumberry dedi ki...

Yıllardır bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz gerçekler,kadın dünyanın her yerinde kadın..
Ne diyeyim bir gün kadının hakettiği değeri gerçekten ama gerçekten bulması dileğiyle..
Paylaşım için teşekkür ederim Nur ablacım ..
Sevgiler:)

Zeugma dedi ki...

Emeğiniz için teşekkürler..

Kadınlar gününüzü sevgiyle kutlarım..

hüznün tadı dedi ki...

"anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen " NAZIM HİKMET

E S M İ R dedi ki...

Gününüzü en içten dileklerimle kutluyorum...

Sevgi ve saygılarımla...

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Sanemcim,
o günün gelmesini dileyelim canım, teşekkürler bende öperim.


Tülaycım,
umalım canım ve gönülden dileyelim. gelecek kuşaklar kadın olma özgürlüğünü gönüllerince yaşamaları için.

Zeugmacım,
bende teşekkür ederim canım.

Sevgili Hüznün tadı,
ne güzel dizeler, sayfamda olmalarına sevindim canım.

Esmircim,
bende kutlar ve sevgilerimi yollarım.

İyi ki varsınız ve ben sizleri seviyorum:))

Çınar dedi ki...

Off of ne desem bilmem ki :(((

sünter dedi ki...

Nur ablacim,
tikandim......

Melange dedi ki...

Kadinlar günü icin, tokat gibi bir yazi..her paragraf da ayri aci..
Tüm az gelismis, gelisememis cografyalarin, körelmis akillarin yüreklerin toplumlarinda kadininin ortak yazgisi..siddet,tecavüz ve cinayet..

Gecmis de olsa, kadinlar gününüzü yürekten kutluyorum sevgilerimle

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Çınarım,
ne denir ki canım.

Süntercim,
kitabı okusan isyan sınırlarını zorlarsın canım yaa...

Melangecim,
gelişmiş veya gelişmemiş hiç farketmiyor kadının yazgısı canım.
teşekkür ederim, seninde:)

sevgiler...

MAVİANNE dedi ki...

ne kadar güzel bir söz
kadın hayattır

her gün kadınlar günü aslında
kadınlar olmasa hayat da olamazdı
sevgiler

laleninbahcesi dedi ki...

senin okumaya dayanamadıklarını birileri yaşadı dedim kendi kendime...neresi kutlansın bu günün...

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Maviannecim,
Gerçekte kadın hayattır di mi canım.
Kadınlar günü aslınca amacına uygun verilmiş ama biz yine onu tüketime çevirmesini becermişiz işte:(

Lalecim,
sorma canım, okumaya yürek elvermiyor.Gazeteci karı koca bunları yazmak için birde içlerine girmişler ki! dayanılır bir şey değil.

Sevgilerimle...

ferkul dedi ki...

evet, hikayeler, acıtıyor,acıyor..

biter mi, sonu gelir mi ?

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Bu konuda sanırım sonu yok:(
ne bizden önce bitmiş nede bizden sonra bitecek gibi.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...