Pazar, Nisan 18, 2010

ANILARDAN



Açık kumral saçları vardı, lüle lüle omuzlarına düşüyordu. Ufacık bir burun ve ağızla sanki bir çocuğu çağrıştırıyordu. Masum bakan gözleri saflığını vuruyordu yüzüne. İlk görüşte çok sevmiştim, içim ısınmıştı masumiyetine. "Hiç iş tecrübem yok." demişti. Önümde el yazısı ile doldurduğu müracaat formuna bakıp, "gördüm, bir yerden başlamadan iş tecrübesi olmaz," diye devam etmiştim.


Çalıştığım servise elemanlarımı ben seçiyordum, çoğalan işlerimiz için yeni bir eleman alacaktık. Müracaatların içinde iş tecrübesi olanların olmasına karşın ben onu tercih etmiştim. Sanki bana özel gönderilmiş gibi hissetmiştim, başka bir iş yeri onu yıpratır, harcanır diye düşünmüştüm.


Uzun yıllar birlikte çalıştık, ben o iş yerinden ayrılırken "o" çalışma hayatına alışmıştı, uçmaya hazır bir kuş gibiydi artık.
Ayrıldıktan sonra tabi ki görüştük, telefonlaştık. Ama yaşamın savruntuları herkesi kendi yaşamına hapsettiğinden yok oldu gitti bu beraberlik.


Otuz yıla yakın geçen zaman içinde ben onu hiç unutmadım. Hani herhangi bir obje veya bir söz birini veya bir olayı hatırlatır ya!
İşte Zinnur'la yaşadığım bir anı değil otuz yıl, kaç otuz yıl olursa olsun unutulacak gibi değildir.


İşe başlamasıyla önüne, biriken yığınla evrakımızı koymuş, tarih sırası ve dosyalama işlerini vermiştim. Heyecanla işine sarılmış umut vadediyordu ama çok çocuksuydu.


Geldiğinin ya ikinci yada üçüncü günüydü, günlerden cuma. Cuma günleri ödeme günü olmasından evraklarımız oldukca çok olur. Saat geç olmuş finans servisinden kasa evraklarımız gelmemişti. Titizlenmeye başlamıştım, evrakları kasaya işleyip, kasa defterini kapatıp mesaiyi geçe bırakmamak için Zinnur'a,
".....beyin odasından kasayı getirirmisin" dedim. Zinnur'cuk önündeki dosyalardan bunalmış bir halde, hiç soru sormadan aniden kalkıp gitti. Onu benim gibi herkes de çok sevmişti. Biraz sonra .....Bey Zinnur'u elinden tutmuş bir vaziyette kapıda belirdi. Zinnur'un yüzü kızarmış, biraz mahcup ama yine de dudaklarında hafif tebessümle, ....Bey ise kahkalarla girdiler odaya.
Meğer bizim Zinnur'cuk kasa evraklarını almak için gittiği finans odasının kapısında, ....beyin yanında duran iki metreye yakın, demir yığını kasaya bakıp da şaşkın bir vaziyette "Nur Hn. kasayı istedi ama ben bunu yanlız taşıyamam ki!" demiş.


Sonraları bu olaya kendi de dahil günlerce güldük. Ah! Zinnur'cuk şimdi nerelerdesin? seni bir kez daha ne çok görmek isterdim.
 

Şimdi bu anı nereden mi geldi aklıma?
Sanırım iş hayatını özledim, bir kere bile pazartesi sendromu yaşamadığım, her gün hiç bıkmadan severek gittiğim iş hayatını.
Son yıllarımda iş hayatına bilgisayar girse bile ben daha eskilerini, defter kokularını, dolma kalemlerimi, tozlu arşiv raflarını, şeritli hesap makinalarımı, kollu hesap makinası facit'timi, bir kuruş tutmasa bile tutturmak için günlerce uğraştığım bilançolarımı, akşam mesai bitiminde ince ince yerleştirdiğim çekmecelerimi, iş çıkışı koşarak eve gitmeyi özledim... 

23 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Resimlerime bakarken bugün son çalıştığım işyerimden bir resim gördüm, masada oturmuşum önümde ajandam ki herşeyim benim, içinde para ve ödeme yapılacak yerler yazılı. Nasıl da burnum sızladı anlatamam Asuman Abla'cım. O masaya gelmeden önceki halimi yazında bahsettiğin Zinnur'a benzettim.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Tatlı Şeniz'cim,
Bir hafta yoktum galiba beni unuttun:)))
İş hayatımda o kadar çok anı var ki ve ben iş hayatını gerçekten çok özledim.
Sevgiler canım...

Mavi Balon dedi ki...

Canım yaaa,,, özür dilerimm,, yorumu yolladıktan sonra yaptığım yanlışı fark ettim yaaa :)))))))))

Asuman Yelen dedi ki...

En son paragrafının önce altını çizmek istiyorum doğrusu. O saydığın her şeyi ben de özledim doğrusu.
Zinnurun kasası gerçekten komik. Hepimiz ne gaflar yaptık başlangıçta. Geriye hoş anılar kaldı böyle...
Sevgiler Nur' cum...

Leylak Dalı dedi ki...

Ayy Nurcuğum o kollu Facit'i koydun ya oraya neler hatırladım. Üniversitede tam bir yıl ilk dönem kollu, ikinci dönem elektrikli Facit kullanmayı öğrendik, hem de sol el 5 parmak. Sonra da müfredattan kaldırılana kadar 5 yıl ben öğrettim öğrencilere. Çok severdim bilir misin kollu Facit ile çalışmayı, hele o silmek için basılan mandalın çıkardığı ses hala kulağımda:)) Ama ne yalan söyleyim çalışma hayatını hiiiç özlemedim, inan okulun önünden geçerken kafamı çevirmiyorum, son yıllar ikrah noktasına geldiğim için sanırım.
Sevgiler yolluyorum canım...

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Geriye bir çok acı tatlı anılar bıraktı çalışma hayatı Asu'cum, çoğu kez zordu ama ben yine de çok özledim.
Garantiye aldığım 20 yılda emekli oldum, üzerine 12 yıl daha çalıştım, seve seve. Sağlık nedenleri ile bırakmak zorunda kaldım yoksa belki daha da çalışabiliridm.


Leylak Dalı'm,
(şimdi bu hitabı yazarken yine o anı geldi aklıma, ilk fırsatta onu da yazarım)
"Kollu facit" aynı dili kullananlarla buluşmak çok hoş benim için. Ne güzel di dimi sol el parmakları şıkır şıkır, sağ el cevir dur, birde senin hatırlattığın o silme sesi yaaa! harikaydı.
Sen özlemezsin tabi ki, senin canlı varlıklara yön vermen, bizim cansız üç beş rakkamla uğraşmaktan çok daha zor. Yine de yaşasın emeklilik.

Her ikinize de yürekten sevgiler...

Belgin dedi ki...

Kimbilir hic ummadigin bir anda karsilasirsin belki bir bün Zinnur´la:))
Ay ablam sen emekliyim diyorsun ama calisanlardan daha fazla calisiyorsun, sadece is yerin biraz degisti o kadar, yoksa emeklilik kim, sen kim:))
Öpüyorum cokcana:)

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Ablacım, sahiden güzel ve komik bir anı. :) Ablam çok özlediyseniz, benim yerime bir aycık takılsanız iş hayatına; ben de aşağıdaki dünya güzellerini (bin tane maaşallah) mıncırsam, onlarla oynasam. Olur mu? :)) Ablacım, hatun kısmının emekliliği mi var ki? Sadece iş alanları, iş yerleri değişiyor o kadaaar. :)))

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Belgin'im,
Rastlarmıyım dersin:)
O tarafını hiç karıştırma dimi ya!

İncegül'üm,
Sen bana iş verirsen istemezmiyim hiç hemde zevkle çalışırım. Bu arada sende iyisin ama gerçekten onlarla vakit çok iyi geçer canım.
Aslında ev hanımlığından emekli olmak var ya o olmuyor işte. Bir kadının ev hanımlığından emeklikiği yolun sonu demektir:)))

Seviyorum sizi...

Rayegân Yaşar dedi ki...

Ne güzel bir anı. İçinde tanıdık eski dostları barındıran(facit, daktilo) gibi. Fıkra tadında bir olayı bizlerle paylaştığınız için teşekkürler.

İyi geceler.

Noyumberry dedi ki...

selamlar:))Yazınızı sabah gördüm ama akşam okumayı tercih ettim.
El ayak çekildikten sonra sindire sindire..Sizin yazılarınız çok güzel oluyor anlatım
üslubunuzda öyle.
anılar değil midir bizi eskilere götüren..Bende zaman zaman iş hayatını özlerim ama Şimdi çalışsam nasıl olur ki bilmem ..
genç yaşımızdaki gibi neşeli kıpır kıpır olabilirmiyiz ki :?
sevgiyle kalın..

öykü dedi ki...

Her yazınızda
dolu dolu bı yasanmıslık tadı yakalıyorum
ve severek okuyorum yazılarınızı

ne guzel kı
bu yazınızda da
sevdıgınız bıseylerı ozlemıs aramıssınız
dılerım gecmıse bakısımızda
hakım olan tek sey
ozlemlerımız vehep guzel seyler olsun

sevgılerımle

içimdeki yolculuk (funda) dedi ki...

:))) umarım bulursun zinnuru ablacım.

EBRULİ dedi ki...

Güzel anılarla hatırlanmak ne güzel..Kısmet,belli mi olur,belki bir gün buluşursunuz..sevgiler.

Deliler Teknesi dedi ki...

Güzel anınız beni de mesleğimin ilk yıllarına götürdü Nur Hanım... Şeritli makineler bizim de vazgeçilmezimizdi... Facit'ler bizde de vardı ama ben inat ettim öğrenmedim... Bizden eskiler biraz caka satarak kullanırlardı onu... Çıkardığı sesleri çok severdim ama... Selam ve hürmetler.

cinar dedi ki...

insan çalışırken hep emekli olacağı günün hasretiyle yaşıyor. ama emeklilikte de eskiye özlem oluyor demek ki. ya da bizde böyle. işini ve iş yerini sevmek bir lutuf son yıllarda. benim emekliligime 27 sene var daha. belki de o yuzden bu bıkkınlık..

sufi dedi ki...

Ah sevgili Nur'um ben de sen kadar yazılarını özlemişim. Bir çırpıda okumaya başlayıp bir anda gözyaşlarımla noktaladım.Hiç ağlanacak birşey var mı diyebilirsin.Belki işhayatına hasretim, facit-lere, şeritli hesap makinalarına, sabahın en erkeninde giyinip süslenip iki dirhem bir çekirdek yollara koyulmalarıma, pazartesi sendromsuz günlerime hasretimin dile getirilişine ağladım belki.Zinnur'un saflığındaki saflıkları özledim belki de.Yüreğine sağlık güzel dostum.Kucak dolusu sevgilerimle.

hasretsenfonileri, dedi ki...

Ne mutlu böyle yad edilene.. hakettiğinden hiç şüphem yok ama bunu bu kadar güzel ve yalın dile getirdiğin için, seni kucaklayıp kutlamak istedim sevgili yaşamınkıyısında..

O dediğin burukluğu ben de yıllarca yaşadım.. Hatta ahdım vardı emekli olduğumda sabahları şehrin en işlek caddesinin köşesindeki pastaneye oturup işe yetişmek için koşuşturanları büyük bir keyifle izleyip çayımı yudumlamaya ahdım vardı!! Yaptım da !!! ama birden ..onlarla beraber koşmak gelmişti içimden..
Sağlıklı günlerle özleyelim giden yılları.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Rayegan'cım,
ben de teşekkür ederim canım, güzel yorumun için.

Sevgili Noyumberry,
Güzel yorumun beni onure ediyor canım, teşekkürler, evet haklısın şimdi çalışmaya başlasam o eskisi gibi olma ihtimali hiç yok ki!

Öykü'cüm,
keşke canım keşke geçmişimizden hep güzel şeyleri bulup çıkarabilsek.

Funda'm
zor gibi canım, olsun hatırası bile güzel ya.

Sevgili Ebruli,
kısmet haklısın ama tanıma ihtimali yok gibi o kadar yıldan sonra.

Güzel kaptanım,
demek bir ucundan yakaladın o makinaları. Facit kullanması kolaydı ve hatta çok da zevkliydi, dediğin gibi çıkardığı sesler çok güzeldi. Sanırım daha çalışıyorsun, hayırlısı ile emeklilik dilerim.


Çınar'cım,
27 sene ne ki 27 gün gibi geçiveriyor,(saymazsan eğer) ama haklısın şimdilerde bıkkınlık verecek o kadarçok şey var ki!

Can dostum, ben de yazarken ağladım hatta yazmaya başlamadan hatıladım da ağladım.
o yaşadığımız güellikleri anladığını benim hissettiklerimi hissettiğini biliyorum, özenle giyinmeler, saça başa baklamalar, hadi şimdi yapalım bakalım olurmu?

Sevgili Hasretsenfonileri,
Beni çok iyi anladığını bildim bildim:) O pastahaneden işe gidenlere bakmak. Bende aynılarını düşündüm sonra aynı duvara tosladım canım. Ve o güzel yorumun için de çok teşekkür ederim.

Hepinize yürekten sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

Bazen geçmişe özlemimiz, geçmişteki kendimize özlemimizdir. Genç enerjik hayalleri olan bize...

Facit, şeritli hesap makinesi bana da neler neler anımsattı. Sıcacık sevgi dolu anlatımınla, yüreğine sağlık

Sevgiler canım

KİANA dedi ki...

Sevgili yaşamın kıyısında... Çok güzel anılar paylaşmışsınız. Evet bende iş hayatında acı tatlı birçok anı yaşadım. Belki birgün anlatırım..Ben daktilo silgisini bile özledim. Canım sıkılınca yerdim bide...
Ay yüzlü güzel bebişlerin resmini koymuşsunuz. Maşallah Allah nazarlardan saklasın.. Çok tatlılar.

Resmini koyduğum benim kedim Tarçın evet. O benim için dünyalar tatlısı.. Üçüncü çocuğum gibi. Herkese bir kedi kampanyası yapmayı düşünüyorum bu arada:))) Stres atmanın en güzel yolu kedi kırıltısı dinlemek. Tavsiye ederim arkadaşım. Sevgilerimle görüşmek üzere..

Zeugma dedi ki...

Değerli Nur Hanım;
Çok güzeldi anınız..
Zinnur da sizi en az sizin onu sevdiğiniz kadar seviyordur eminim..
Geçmişe özlem duymak hepimizin yaptığı şey..Geçen tek bir saniyeyi bile geri döndürmek mümkün değil ne yazık ki..
Bu bilinçle; yaşadığımız her anın kıymetini bilip dolu dolu yaşamalı..Tabii bunu ne kadar başarabilirsek o kadar kar..

Torunlarınız çok tatlı. Allah nazardan saklasın..

Sevgilerimle...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Nurcuğum insanın işini severek yapması ne güzel ! Bu yüzden ne arkadaşların ne de mesai günlerin çıkmaz aklından.
Benim de öyle ne gaflarım olmuştu ilk yıllarda, aklıma gelince hem kızarır hem de gülümserim..

Sevgilerimle canım.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...