Cumartesi, Ekim 02, 2010

LADES


"Onu nasıl tanırdın?" diye sorsalar söyleyecek fazla bir şeyim olmaz sanırım. Birbirimizi anlayabilecek birlikteliğimiz uzun olmamıştı. Çünkü ben onu tanıyacak kadar büyümemiş, oda beni tanıyacak kadar büyütememişti...

Güzeldi! çok güzel ve çok fedakar, çok cefakar. Omuzlara dökülen dalgalı saçlarla bütünleşen ajurlu sarı bir bluz ile siyah dar bir etek var hep hayalimde ve geniş yakalı bele oturan siyah bir manto. Sonrası; beyaz, pembe, çiçekli, mavi, sarı hep gecelik, hep gecelik. Sanki tüm giysiler geceliklerin arkasına saklanmış, beynim aralayamıyor sis perdesini, gerisindekileri hatırlamaya asla izin vermiyor...

En sevdiği çiçek, en sevdiği koku, en mutlu olduğu an, en sevdiği şarkı, en sevdiği yemek, yapmaktan en hoşlandığı şey neydi? bilmiyorum. Yada en sevmediği şeyler, en zorlandığı anlar neydi?

Onunla yaşadığım zamana ait, öncesi ve sonrası olmayan yüzlerce kareler var gözlerimde, önemini neden yitirdiğini bilmediğim ama en önemli yerini unutmadığım kareler. Bir o kadar da hiç bir karesini unutmadığım anılar...


Annem pompalı ocağınla her zamanki gibi mücaadele halindeydi o gün, bahçeye çıkışımız da engellenmişti. Bu demekti ki babam tavuk yolucak. "Tavuk kesmek" sözü edilmezdi, yolmaktı bize söylenen. O zamanlar marketlerden alınan, özel tabağı içinde, strece sarılı, kesilmiş hazır tavuk nerde! Canlı tavuk alınır, kesilir, yolunur ve temizlenirdi...

Alacakaranlıktı sofraya oturduğumuzda, babam de evde olduğundan tüm aile bir arada sözlü sahbetli neşeyle yemek yemekteydik. Babam bir ara tabağındaki tavuktan çıkardığı bir kemiği anneme uzatarak "lades tutuşalım" dedi, hep birlikte alkış tutarak "hadi, hadi" diye tempo tuttuk ve annemle babam ladesliydiler artık. Bu sahnede en küçük erkek kardeşim olmadığına göre demek ki biz çok küçüktük...

Ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyorum ama günlerin çok olduğunu tahmin ediyorum, annem çok dirayetliydi kanmıyordu bir türlü, kendini kanmamaya o kadar kaptırmıştı ki babamı kandırmak için uğraşmıyordu bile. Ne olursa olsun "aklımda" demesi sanki oyuna bizide katmış gibiydi. Aslında bende bu oyuna kendimi fazla kaptırmış olmalıyım ki halen tüm detaylar dün gibi aklımda...

Yine kurulmuş bir akşam sofrasında çorbalarımızı içerken babam tabağını uzatarak annemden ikinci bir tabak çorba daha istedi (babam çorbayı çok severdi) ama bunun anlamı annem tabağı alırken "aklımda" demesinden babamın gülüşünden "lades"in daha devam edeceğini anlamıştık. Babam önüne gelen ikinci tabak çorbasını içerken aniden elindeki kaşığı anneme uzatarak "hanım bu kaşık delinmiş" demesinle annemin kaşığı kapması bir oldu. Babamın "lades" demesi üzerine elindeki kaşığı fırlatıp atan annemin "sayılmaz sayılmaz" feryatları, bizim kahkahalarımız, babamın annemi kandırdığı için hem mutlu hem üzgün olması unutulmaz çocukluk anılarımın favorilerindendir...

Ladesi kazananın ödülü neydi?
Anneciğimin kaşık çatalları neden bu kadar kıymetliydi?
Çok titiz olan anneciğim çorbalı kirli kaşığı nasıl fırlatıp atabildi?
Bir kaşığın delinemeyeceğini anneciğim nasıl düşünemedi?

Bunların cevabını hatırlamayı yada bilmeyi ne kadar çok isterdim!!!

10 yorum:

Zeugma dedi ki...

İlk paragraf öylesine hüzünlü geldi ki bana..Boğazıma bir düğüm var şu an :(
Lades'te kaybeden taraf o an hiçbir şeyi düşünemiyor. Mantık duruyor üzülmekten.Son satırlarda annenize dair sorduğunuz iki sorunun cevabı burada gizli bence :)
Geçmişe dair ne güzel bir anıdır bu..
Işıklar içinde uyusun anneciğiniz..

Asuman Yelen dedi ki...

Canım arkadaşım
İyi ki bu anılar var. Geniş bir tebessümle hatırlanan, insanı sıcacık saran o hoş anılar.
Boğazdaki o yumru mu?
O bizim bir parçamız. Çoktan alıştığımız, birlikte yaşamayı öğrendiğimiz.
Hepsine Allah rahmet eylesin.

NzlGl dedi ki...

Sevgili Nur hanım

İyiki yaşadığımız ve bugün hatırlayabildiğimiz anılarımız;

onları bu güne kadar saklayıp bize hatırlatan aklımız var.

Anıların çok yada az olması değil önemli olan bizlerde iz bırakması değil mi?

Allah nurlarda yatırsın hepsini

Sevgilerimle,

'Berrin' dedi ki...

gözlerim dolu dolu oldu.
yazacaklarımda boğazıma düğümlendi bende anımsadım çünkü buna benzer bir tabloyu.

Adsız dedi ki...

ahh ah çok duygulandım. şu anda göz
yaşlarımdan yazamıyorum ama...

zennube

Çınar dedi ki...

Anlıyorum ki, anneyle paylaşılan anıların ne kadar çok ya da az olduğu önemli değil. Annelerimizi kaybetmek te, kaç yaşında olursa(k) olsun yüreklerimizi aynı acıyla yakmış. Onlar bizim annelerimizdi tek gerçek bu. Yerlerini başka şeyle doldurmamız mümkün değil bu nedenledir ki, aradan geçen yıllar acıyı azaltamıyor.

Hepsi nurlardaa yatsın

Sevgiler

Deliler Teknesi dedi ki...

Belli ki rahmet diledi sevgili anneniz... Allah'tan gani gani rahmet diliyorum... Mekanı cennettir inşallah... Selam ve hürmetler.

ezgilimelodi dedi ki...

Geçmişe dair anılardır bizi sarıp sarmalayan...
İyi ki yaşayabilecek tatlı anılar bıraktılar sevdiklerimiz...
Allah'tan rahmet diliyorum...
Sevgiyle...

özlem dedi ki...

Anılarımız bizi hayata bağlayan sağlam bir ip sanki.
Sevgiyle kal Nur'cum.

Mehtap dedi ki...

Çok hoş ve aynı zamanda çok da hüzünlü bir anı geldi nedense.Sanıyorum son postunuzdan geriye doğru okuyorum nedeni o olsa gerek.Allah anne,babnız ve kardeşinize rahmet eylesin.Nurlar içinde yatsınlar.mekanları cenent olsun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...