Pazar, Haziran 15, 2008

B A B A M

Babamdın benim!
Her çocuğun bir babası olduğu gibi, sende benim babamdın. Çocuk için anne, annedir; baba da baba. Ne bilir çocuk! anne olmadan anneliği, baba olmadan babalığı. Olduğu gibidir annesi, babası, tanımaya çalışmaz. Varlıkları yeterdir onlar için. Onları başka bir insan olarak görmek, dışarıdan bakmak bir çocuk için çok anlamsızdır.

Ben seni ilk tanıdığımda bir vagondaydık; Giderken ne kadar mutluydum, sevinçle yerimde duramadığım, ababeyimin elini bir tutup bir bıraktığım ve yüzündeki o mahsun halini anlamadığım o gün! Bir köşke götürmüştün bizi, köşkün salonunda bir adamla konuşuyordun. Sonra sesleriniz yükselmeye başladı, bağırıyordun. "Hakkımı istiyorum sadaka değil" iki kardeş sessizce oturuyorduk bir köşede. " Şu gördüğün çocuklarımın ekmeği" diyordun. Anlamamıştım ama hakkımızı savunuyordun. Bir görevli bizi bahçeye çıkardı. Belki de daha fazla tartışmanın içinde olmamızı istememişlerdi. Sen aylarca alamadığın ücretinin peşine giderken götürmüştün bizi.
Geri dönüşümüzde, giderken ki sevincim yoktu artık. Ne olduğunu anlamamış, ağabeyimin elini bu defa sıkı sıkı tutmuş karşımda seni izliyordum. Çeketinin önünü sıkı sıkı kapıyor, gömleğine bulaşan kanın görünmemesi için ellerini önünde bağlı tutuyordu. İşte seni, aileni koruma gücünü tanıdığım gündü o gün. Hakkımız için, bizim için mücadeleni görmüştüm. Hakkımızı vermeyen o adamın karşısında jiletle göğsünü kestiğini sonradan öğrendiğimde, çocuk gözümde içim yansada kahraman babamdın benim. Nasıl dayanmıştın o acıya, eczaneye gitmeden çarşı gezmiş, alış veriş yapmış, okul çantalarımızı bile almıştın babam.

İlk genç kızlığa geçişimdi "ölüyorum çok hastayım" diye bağırarak ağlayışım, annemin hasta yatağından kalkıp gelişi ve anlam veremediğim bir tokatla şaşırdığımda sevgini, şevkatini tanıdım babam. Saçlarımı okşaman, böyle bir hastalıktan kimsenin ölmediğini hatta bunun bir hastalık olmadığını, annemin tokadının gelenek olduğunu nasıl yumuşacık bir dille anlatmıştın.

Mutluluğunu, yaşamın boyunca bir daha yaşayamadığın sevincini tanıdım o gün. Annem sabah çok erken kalkmış, kahvaltı hazırlamış ve seni uyandırmak için yanına yatmıştı. Kalktığımızda senin gözlerinin içi parlıyor, konuşurken sesin şakıyordu. "Anneniz iyileşti çok şükür, hastalığı atlattı, aramızda artık" demiştin. Sen hiç görmediğim kadar mutluydun babam.

Ne oldu sonra! annem gitti. Rüzgarlara kapılmış kuru yapraklardık herbirimiz, yavaş esen rüzgarlar bile savuruyordu bizi. Annem gitmişti sende gitmiştin, yoktun yanımızda. Sen gecelerini, annemin mezarının başında geçirirken ben o küçücük odamın camındaydım. Seni bekliyordum. "Annem bir daha gelmeyecek ama sen gel babam" diye yolunu bekliyordum. Çok çaresizdin, yaşama olan inancın bitmiş, ileriye bakmadan geride kalmayı seçmiştin.
Çaresizliğini tanıdım babam.

Günler sonra mezardan geldiğin o gün evden bir battaniye ile dükkanına gittiğinde geride kalanları hiç düşünmemiştin. Bana güvenmiştin, bir yük vermiştin sırtıma. Rüzgarları keserek, kuru yaprakları savrulmasına engel olurum sanmıştın, ben ise çok küçüktüm babam, rüzgarları göğüsleyecek gücüm yoktu.
Haftalarca yolunu bekledim, dönmeni, çaresizliği yenmeni bekledim babam. Döndüğünde, sen çaresizliği yenmiş, bense güçlü olmayı öğrenmiştim.
Bir yaşam kayığına binmiştik senle. Denizlere açılmış var gücümüzle var olmaya çalışıyorduk. Dalgalara birlikte göğüs geriyor, fırtınalarda birbirimize tutunuyorduk. Bakmakla yükümlü olduklarımızdan sorumluyduk birlikte, ve ben arkadaşlığını tanıdım babam.

O gün sokakta, şimdiki hayat arkadaşımla birlikte beni ilk gördüğünde, başını çevirmiş görmemezliktan gelmiştin. Çok sonraları sorduğumda " ben kızımı orduya bırakır, arkama bakmadan çıkarım" demiştin. Bana güvenin her zaman sonsuzdu.
Olgunluğunu tanıdım babam.

Kendi yaşamımı kurmaya çalışıyordum. Sizleri bırakmayacaktım ama yine de gidiyordum işte. Gelinliğimi giymiş, duvağımı kapamamıştım daha. Yaklaştın, alnımdan öptün. "Karım öldü bir yandım, kızım gidiyor bu ikinci yanışım" demiştin. Oysa sizi bırakmamıştım, iş dönüşü her akşam yanınızdaydım. Baba evinde.

"Evlen baba" demiştim sana. Hatta görmeye bile gitmiştim anne adaylarını. Sen hiç razı olmadın, hiç istemedin babam. "Annenin yanına temiz gitmeliyim, ona ihanet edemem" diyordun.
Sadakatini tanıdım.

Sen babamdın benim. BABAM!
Gerektiğinde çocuklarıma bakan, ben yatmadan yatmayan, üzüntülerimi gözlerimden okuyan, daima sessizliğini koruyan, kolay olmayan yaşamını sürdürmeye çalışan babam.

Affet babam! Son nefesinde yanında olamadığım için affet.
İlk yarı yıl karnesini almıştı küçük kızım. "Dedeme göstereceğim" demişti. İlk karnesiydi, dedesine gösterecekti . Sana gelecektik, onbeş gün birlikte olacaktık. Hazırlıklarımızı yapmıştık o gün. Akşamın geç bir vakti ateş aldı herbir yanımı. Senin kan basıncının beyin damarlarında patlaması anında sarmıştı içimi o ateş. İçimdeki ateş geçmemişti taki gece yarısı çalan telefona kadar. Hastalanmıştın, haberin geldi ben gelemedim babam. Sıkıyönetim elimi ayağımı bağlamıştı. Çıkamıyordum dışarı. "Babam hasta" yakarışlarını dinlemedi askerler. "İzin kağıdı" diye tutturdular.
Sabahı zor ettim ama yetişemedim babam. Belki de beni bekledin o hastane odasında, gelmemi bekledin. Ama işte yetişemedim. Son nefesinde yanında yoktum.
Sıcacıktın babam geldiğimde, seslendim, sen beni duymadın babam. Artık çok geçti.
Çocuktum annem gitmişti ve şimdi sende gitmiştin. Çok gençtim ve sana daha ihtiyacım vardı, ama sen gittin.
Bu gün hala yanındayım ve hala yanımdasın. Seni çok özledim, çok özlüyorum babam.
Babalar günün kutlu olsun...

16 yorum:

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Çok sevgili Blog dostlarım,
Ziyaretiniz ve yorumlarınız için peşinen çok teşekkür ederim.
Yaşamın kıyısı kısa bir tatil yapmak için burada olmayacak.
Sevgiyle kalmanız dileğiyle...

Hayatta Giderken dedi ki...

Harika bir yazı, yazında biraz annemi, babamı biraz da kendimi buldum, çok şükür ikisi de hayattalar ve yanımdalar... Hızla akan zamana karşı daha ne kadar bir arada olacağız bilmiyorum. Bunun düşüncesi bile kötü :(
Bu arada iyi tatiller canım..

hislerim ve ben dedi ki...

duygu yüklü ve gözyaşları içinde bir yazı.mekanları cennet olsun

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Mekanları cennet olsun. Çok duygulandım.

Ayrıca da iyi tatiller dilerim. Bol dinlenceli, güzel ve lokumlu günler.:)

Admin dedi ki...

Sevgili Nur
her zamanki gibi duygu yuklu bir yazi, her zamanki gibi ben yine gozleri dolu dolu ayriliyorum sayfandan.
konusacak cok sey var coook.
benzer yanlarimiz ve yasananlar cok fazla.
sevgiyle kal canim arkadasim bir dahaki gorusmeye kadar.

Sanem'in Penceresi dedi ki...

İyi tatiller diliyor, böyle anlamlı yazılarla geri dönmeni bekliyoruz sevgili Yaşamın Kıyısında. Sevgiyle kal.

cinar dedi ki...

Kaleminizden sürekli bir hüzün akıyor derken hiç de yanılmıyormuşum! Çok güzel bir yazı olmuş yine, çok duygulu. İnsana yanındakilere sarılma şevki veriyor.

Ayrıca keyifli bir tatil geçirmenizi dilerim. Bol bol dinlenip gelin, yeni yazılarınızı bekliyorum :)

sennur dedi ki...

Sevgili Adaşım, çok samimi, sıcacık, duygu yüklü satırlar, ben çok ağlayan bir tipim, gene gözyaşı.... ben de babamı çok sık hatırlıyor vede çok özlüyorum. İyi ki ona çokça sarılmış,"babişim" diye bolca öpmüş, iyi ki karnım burnumdayken bile hooop diye kucağına atmışım kendimi. O yattıkça, diğer sevdiklerim uzun yaşasın diliyorum. Tabii herkesin sevdikleri de.
İyi bir hafta dileklerimle
Sevgiyle kal

sibel dedi ki...

canim annem,
eline,kalemine,gozune,gonlune saglik...butun bu yasanmisliklari boyle suslemesiz,duru ve icten anlatmak en cok da sana yakisiyor.

Yıldız Yağmurları dedi ki...

yine beni alıp götüren ve ne kadar benzer sokaklarda dolaşmışız hissi uyandıran bir yazı daha... Sevgiyle kalın, ve iyi tatiller dilerim..

mehtap dedi ki...

Gerçekten duygu yüklü ve hüzünlü bir yazıydı.okurken gözlerim doldu.Allah geride kalanlara sağlıklı,uzun ömürler versin.Anne ve babanızın mekanlarıda cennet olsun.Sevgiyle kalın.Bu arada iyi tatiller.

ebru dedi ki...

allah'ım sizleri başımızdan eksik etmesin nur teyze'cim. dilerim sizin yokluğu çektiklerinizi çocuklarınız çekmesin, uzun yıllar boyunca sağlıkla ve mutlulukla evatlarınızın, torunlarınızı mutluluklarını yaşayın..

NzlGl dedi ki...

'BABA' kelimesi hayattaki en ince noktam.
Allah rahmet eylesin babanıza Ama yinede uzun yıllar geçirmişsiniz beraber.Ben babamı 18 yaşında kaybettim. Ona en çok ihtiyacım olduğu (gerçi hala var) zamanda . Ne evlendiğimi nede çocuklarımı gördü. Beraberliğimizden daha çok ayrı kaldık. Bazen yalnız kaldığımda avazım çıktığı kadar ağlıyorum.
Hayattaki en büyük sevgilim beni bir Sevgililer Gününde bırakıp gitti. Tek tesellim öldüğümde inşallah onu görebilirim.

Sevgiler

muko dedi ki...

merhaba,bugünlerde sürekli karşıma "baba" ile ilgili yazılmış yazılar çıkıyor...
yazınız da babamı yaşadım babamın vefakarlığını cefakarlığını gördüm...
şu an gözyaşlarımı tutamıyorum
babam çok hasta,her telefonda kötü haber alma endişesi,onu kaybetmeyi düşünmek bile berbat...
rabbim tüm hastalara şifa versin sizin babanıza da Allahtan rahmet diliyorum...

Asuman Yelen dedi ki...

Genç kız olduğum gün annemden o şirin tokatı ben de yemiştim. Gidip babamın kulağına muştuladığını, bu yüzden çok utanıp, gücendiğimi hatırlıyorum. Kurban bayramının son günüydü. Ertesi gün babamı kaybettim.
Çok severdim babamı. Benim kahramanımdı.Yerine sevemem dedim. Herkesi onunla kıyasladım, (hataydı)
kimseleri sevemedim.
Zor bir hayatın olmuş. Benimki de öyleydi.Babamdan beş sene sonra annemi kaybettim.
Herkesin bir hikayesi var. Acısıyla tatlısıyla yaşam devam edip gidiyor. Onlar hep yanımızdalar. Bizi izliyorlar ve mutlu olduğumuzu görmek istiyorlar.Üzmeyelim onları öyle değil mi...
Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Ahh Nur ahh...
Birgün bana, seninle paylaşacağımız çok ortak yönümüz var demiştin sevgili Nur, Babanı anlattığın bu yazında ortak çok anımız, yönümüz olduğunu gördüm bir kez daha.
Gözyaşlarımı sile sile okudum yazını . Geçmiş postları okuyamıyorum aslında gözlerim alerji oldu kanlanıyor fazla okuyunca. Asuman'ın bloğunda babana yazdığın yazıdan bahsediyordunuz dayanamadım sonuna kadar ağlayarak okudum.
Ne çok benziyor babalarımız.
Benim babam da bana, Ben kızımı denize atsam bir damla su bulaşmaz derdi( Daha sonraları, bunu söylemekle sırtıma ne büyük bir yük yüklediğini anladım. Babamın güvenini sarsmamalıyım diye sürekli firenledim kendimi. Şimdi oğullarıma aynı taktiği uyguluyorum.Ben size çok güveniyorum diyorum:) )
Benim Annemde hep hastaydı ben doğduğumdan beri.Akdeniz ateşi vardı. Sürekli şiddetli sancılar çekerdi. Benimle beraber sarsıla sarsıla ağlamıştı birgün hiç unutamıyorum.

Ve ben de son nefesinde Babamın yanında olamamıştım. Bu beni hep çok üzdü.

Farklı farklı ama çok acılar yaşamışız ikimizde. Keşke biraraya gelip uzun uzun konuşma şansımız olsaydı

Sevgiler

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...