Bu sabah yine mutfaktan gelen nefis çay kokusuyla uyandım. Sağ olsun eşim her sabah demlediği çayla bana gün boyu başka işlerle uğraşı yorgunluğumu azaltır.
Salona girdiğimde ise kahvaltı yapacağımız masamızın üstünde içinden mis gibi kokularını yayan bir paket sürpriz de vardı. Benim emeklim bu sabah üşenmemiş yakınımızdaki fırından taze yeni çıkmış simit ve açma almış.
Eh! dedim tatil sabahında bu güzelliklerin yanında bir de "Ne yazacağım, nereden başlayayım." diye düşündüğüm "iz bırakanlar" etiketli yazıma cevap da bulmuş oldum.
Kahvaltı sofrasına oturduğumuzda artık iki kişi değil, dudaklarımda hafif gülümsemeyle birlikte tanımadığım senle birlikte üç kişiydik...
Sen kimsin? Adın nedir? Nerede oturursun? Kaç çocuğun var? Bilmiyorum.
Senin hakkında tek bildiğim kızının o gün doğalgaz tesisatı döşettiği, babanın emekli albay olduğu ve vefat ettiği. (Aslında az da şey bilmiyormuşum ya.)
O gün renkli yavrumla sabah kahvaltısı etmek, henüz daha iki yaşlarında olan tontişimi doya doya sevmek ve gün boyu birlikte olmak amacıyla sabah erkenden yola çıkmıştım. Kahvaltıya çeşit olsun diye kızımın evine yaklaştığımda fırına uğrayarak simit ve açma almaya çalıştığım anda seni yanımda gördüm. Aslında biraz sinirlenmiştim, tam burnumun dibinden kolunu uzatmış simit almaya çalışıyordun. "Pardon." diyerek sinirlendiğimi belli etmeye çalıştığımda hemen anlamış olarak geri çekilirken gördüm yüzünü, o kadar yani.
Fırından çıktığımda yirmi metre kadar yürümüş, açmanın kokusundan sarhoş olmuşken elime hakim olamamış kese kağıdının içindeki açmanın ucundan koparmış tam ağzıma atıyordum ki yanı başımda gördüm yine seni. Daha bir lokma açmayı ağzıma atamamış geldiği kese kağıdının içine geri gönderirken gülümsemene karşılık bende gülümsedim. Konuşma zemini hazırlıyor olmalıydın sanırım.
- Çok güzeldir buranın açması.
- Evet bende zaman zaman alırım.
Birlikte yürümeye başlamıştık. Bizim yaşlarda çok olağan bir şeydir, rastlanılır yol ayırımına kadar havadan sudan konuşulur. Ama senin havayla suyla çok ilgin yok gibiydi. İlgin olan şeyse benim seni ömrümün sonuna kadar unutamayacağım iz bırakmandı.
-Buralarda mı oturuyorsunuz?
Ben - Hayır kızıma gidiyorum.
-Bende kızıma gidiyorum.
Ben, sadece tebessüm.
-Benim kızım bugün doğalgaz tesisatı döşetecek de yardıma gidiyorum.
Ben, kolay gelsin.
-Ama oldukça masraflı bir iş nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum.
Ben, Allah kolaylık versin. (Biraz şaşkınlıkla yarı tebessüm, başka ne diyebilirim ki.)
-Sizi fırından beri izliyorum, görmüş geçirmiş aklı başında bir hanıma benziyorsunuz.
Ben, nasıl tebessümlü teşekkür ettiysem (aklı başında olmak insanın alnında yazmadığına göre bunu karşıdan görebilmek daha aklı başındalık mı oluyor?)
-Size bir şey sorabilirmiyim? bana yardım edebilirmisiniz?
Ben, buyurun elimden gelen bir şeyse tabi. (Buyurun ama yürüyerek yol ayırımına da gelmişiz, bırak gideyim de diyemiyorum)
Birlikte durduk. Elini uzatıp kolumu tuttun.
-Şimdi kızım doğalgaz tesisatı yaptırıyor, çok masrafı oldu, küçük bir çocuğu da var. Eşi yalnız çalışıyor yetmiyor tabi. Benim babam emekli albay, vefat etti.
Ben, Allah rahmet etsin. (Bu arada bende şaşkınlık bitti merak başladı, sonu nereye varacak merakı.)
-Ben de düşündüm, eşimden ayrılsam, yani masuscuktan. Babamın emekli maaşını alsam biraz kızıma yardım etsem diyorum.
Ben, siz bilirsiniz. (fazlada şaşırmadım hani, bende bir şey var, gelir beni bulurlar zaten.)
-Ama bir sorun var da onu size sormak istiyorum.
Ben, yardım edebilirmiyim bilmiyorum ama buyurun. (Maaş nasıl bağlanıyor falan sorusu bekliyorum.)
-Eşim boşandım diye beni bırakır terk eder gider mi acaba?
Ben ?????????
Size bu konuda nasıl yardım edebilirim, ne diyebilirim ki, eşinize sorsanız yada ailenizden birine açılsanız.
-Olmaz dimi ama yine de teşekkür ederim,konuşmak iyi geldi...
O gün yolumuz bir fırında kesişti, yol ayırımında bitti. Ama ben seni tanımıyorum. Sonra ne yaptın? Boşandın mı? Babanın maaşını aldın mı? Kızına yardım edebildin mi? Eşin seni terkettimi? Halen evlimisin?
Bilmiyorum.
Kulakların çınlasın, benim olduğumu anlamayacaksın ama çınlasın...
İz bırakanlar (1)